ÇAĞLA GENİŞ – İLKSES GAZETESİ
HAZIRLAMA TARİHİ: 21.11.2022
YAYIN TARİHİ: 28.11.2022
-Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
İzmir’de doğdum büyüdüm, ortaokulu ve liseyi parasız yatılı olarak bitirdikten sona Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldum. 2 yıl kadar Cumhuriyet Gazetesi İzmir bürosunda muhabir olarak çalıştım. Ardından 4 yıl Maliye Bakanlığı, 20 yıl İzmir Ticaret Borsası ve 2 yıl da İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nde basın danışmanlığı ve kurumsal iletişim alanlarında görev yaptım. 2001 yılında evlendim ve 2010 yılında anne oldum.
-Otizm ile ne zaman ve nasıl tanıştınız? Akabinde neler yaşadınız ve o dönem hissettiğiniz baskın duygu neydi?
Otizm ile oğlum 13 aylıkken, otizm şüphesi ile özel eğitim almaya başladığında tanıştım. 2 ay psikaytrist muayenesinde biri psikologdan eğitim aldıktan sonra İzmir’de çok bilinen köklü bir özel eğitim merkezine devam etmeye başladı. O gün bugündür bu süreç devam ediyor. Başlangıçta haftada 6 saat eğitim alıyordu, şimdi 2 saat bireysel ve 1 saat de grup dersi alıyor. Genel geçer özel eğitim derslerinin yanısıra, 3 yaşındayken 1 yıl duyu bütünleme, ardından pandemiye kadar da hareket, koordinasyon amaçlı özel spor dersi aldı. İlkokul boyunca piyano dersi aldı. Oğlum şimdi 7.sınıfta, öğrenci sayısı fazla olmayan özel bir koleje devam ediyor. Kalabalık bir sınıf ve okulda okusaydı bir kaç nedenden dolayı, gölge öğretmen ya da kolaylaştırıcı kişi olarak tabir edilen bir yardımcı kişiye ihtiyaç duyulacaktı, o nedenle böyle bir yol izledik. Duygulara gelince, doğal olarak tanıyla ilk tanıştığınız zamanlar her açıdan bocaladım ben de. O dönem en baskı duygum, oğlumun ihtiyaçlarına yetişmekte eksik kalma endişesinin verdiği yoğun stresti.
-Günümüzde, Türkiye şartlarında otizmli bireyler ve ailelerinin en büyük sorunları ve kaygıları neler?
Biz ebeveynlerin en baskın ve kalıcı duygumuz “bizden sonra çocuğumuz ne olacak” korkusudur. Çünkü otistik çocuğun ve yetişkinin ihtiyaç duyduğu bütün desteklemeler ailelerin omuzlarına bırakılmıştır. Aile yoksa, yaşlıysa, ekonomik açıdan güçsüzse ne çocukken yeterli ve çeşitlendirilmiş eğitimi alabilir ne de yetişkin olduğunda insan haklarına uygun, eşit bir yaşam sürdürebilir. Üniversiteyi bitiren yetişkin otistiklerimiz bile okudukları alanda iş bulmakta zorlanıyor. Lise mezunları hiç iş bulamıyor. Bu yetişkin otistikler bir destek mekanizması geliştirilmedi için zamanını evde geçirmeye başlıyor ve bu durum olumsuz sonuçlarla geri dönüyor. Sosyal çevreden kopan ve zamanı boşalan otistik bireyler eve kapanıyor ve kötü zamanlar yaşıyor, bu durumdan aileler de etkileniyor. Sosyal devlet kapsayıcılığı ve destekleme modelleri anlamında eksikliklerimiz var. Engelli maaşı ya da evde bakım yardımı ile, ki o da kişi başı hane geliri ile ilişkilendirilen bir bareme bağlı, herkesin aldığı bir şey değil, olmuyor, olamıyor. Ayrıca bizim hem devletten hem toplum bireylerinden beklentimiz şu; tüm engellilerin acıma objesi olarak görülüp de yardım ve sadakalarla yaşamını sürdürecek kişiler bakış açısından kurtulunması, engelli bireylerin tüm yaşam haklarına eşit bir şekilde ulaşabileceği düzenlemelerin yapılmasıdır. Türkiye’nin de imzacı olduğu BM Engelli Hakları Sözleşmesi devrim gibi bir metindir ve yeni yaklaşımlar getirir, devlete ve topluma sorumluluklarını hatırlatır.
-Kedi Otizm’in kuruluş sürecinden bahseder misiniz? Sizi bu çatıyı kurmaya iten şey neydi?
9 Eylül Gazetesi’ne gönüllü olarak hazırladığım Engelli Hakları Sayfası sayesinde alanda çalışan bir çok sivili toplum örgütünün çalışmalarını yakından izleme fırsatı buldum. Aktivistlik yapıyor ve bu çerçevede de bazı kuruluşlara projeler de sunuyordum. Ancak sivil toplum örgütü olarak daha güçlü ses çıkarılabileceğini fark ettim. Bu düşünceleri otistik çocuğu olan ve uzun zamandır tanıdığım arkadaşlarıma açtım ve çok hızlı bir şekilde organize olup, elbirliğiyle derneğimizi kurduk.
-Dernek olarak öncelikli hedefleriniz neler? Hangi projeleri hayata geçirmeyi planlıyorsunuz?
Öncelikle toplumun bakış açısını değiştirmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirmeyi istiyoruz. Kurucu üyelerimiz de dahil yaşanılan bir kaç sıkıntılı durum var, bunlarla ilgili yasal düzenleme talebinde bulunmayı düşünüyoruz. İzmir’de siyasetin önde gelen isimleri ile görüşerek hazırlayacağımız rapor ile birlikte nasıl bir otizm politikası istediğimizi anlatmayı istiyoruz. Aslında projelerimizin hangi alanlarda şekilleneceği ismimiz Kedi’de gizli. Katılım, eşitlik, dahil olma, istihdam. Bu alanlarda yaşanılan sıkıntılı durumları gücümüz yettiğince anlatıp çözüme katkı koymak istiyoruz.
-Otizmli bireylerin hayatını kolaylaştırmak için yerel ve merkezi idarelerin üzerine düşen sorumluluklar neler? Yapılanları yeterli buluyor musunuz? Neden?
BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nden bahsetmiştim. Bu sözleşmeyi okuyan her yerel ve merkezi idarecinin, üzerine düşen sorumlulukları tamamen yapıp yapmadığını göreceğini düşünüyorum. Bana sorarsanız, tabi ki yeterli değil. İdarecilere sunduğumuz her çözüm, her proje gerek ekonomik gerekse politik nedenlerle öteleniyor. Unutulan bir şey var, bize sunulan gerekçeleri, bu ülkenin her vatandaşı gibi bizler de yaşıyoruz. Yeterince ötelendiğimizi düşünüyoruz, en azından benim bizzat şahit olduğum 12 yıllık dönemde böyle. Çocuklarımız büyüyor biz yaşlanıyoruz ve artık biz ölünce ne olacak bu çocuklar endişesi taşımak istemiyoruz.. Bu vatandaşlara sunulan her türlü hizmet için geçerli. Evet herkesin çeşitli zorlukları var, ama biz ve çocuklarımız bütün bunlarla zaten dezavantajlı bir durumda mücadele ediyoruz. Artık ötelenmek değil öncelik istiyoruz.
-Ailelerle birlikte vermiş olduğunuz bu mücadelede, yolunuz nereye vardığında ‘Tamam başardık’ diyeceksiniz?
Yine aynı cevabı vereyim, bizden sonra çocuklarımız ne olacak, endişesi taşımadığımız, devlet ve toplumun onları tam anlamıyla kapsayacağına ve destekleyeceğine inandığımız zaman sanırım.
-Son olarak otizmli bireylere ve ailelere nasıl bir çağrı yapmak istersiniz?
Aileler tanıyla ilk karşılaştıkları yıllarda bir bocalama dönemi geçiriyor, dünyada tek başına kalmış gibi hissediyorlar, yalnız değiller, kendimden biliyorum konuşacak hal bile kalmıyor ama, bizi arayın, kurucu üyelerimiz arasında deneyimli ve bu yola yeni çıkmış arkadaşlarımız var. Deneyimlerimizi paylaşmaya her zaman hazırız. Yetişkin otistik bir kardeşim var, derneğin kurulacağını öğrenir öğrenmez, abla istihdam konusuna el atın, dedi. Sadece çocuklar için değil, yetişkin ve hatta yaşlı otistikler için de çalışacağız. Ebeveyn ve yetişkin otistikleri, birlikte çalışmalar üretmek için, İzmir’den güçlü bir ses çıkarmak için derneğimize üye olmaya davet ediyorum. Üye çalışmalarına bir kaç gün içinde başlayacağız. Şu an için bizi instagram ve twiterdan takip ederek gelişmelerden haberdar olabilirler.
